Ahmet

ŞEYH ALİ SEMERKANDİ HAZRETLERİ

24 Şubat 2013 Pazar 18:06
seyh-ali-semerkandi-hazretleri

KIDVETUL KUZAT VEL ARİFİN MADENUL FAZLI VEL KELAM KUDBUL ARİFİN ZAHRUL VASILIN PİŞVAİ RİCALİ ERBAİN

 KIDVETUL KUZAT VEL ARİFİN

MADENUL FAZLI VEL KELAM


KUDBUL ARİFİN


ZAHRUL VASILIN


PİŞVAİ RİCALİ ERBAİN




 

 


 

Kıdvetül Kuzat Vel Hükkam       : Kadıların Ve Hakimlerin Mühtadası (imamı)


Madenul Fazlı Vel Kelam           : Faziletlerin Ve Kelamın  Madeni, Menbaı.


Kudbul Arifin                            : Ariflerin En Büyüğü


Zahrul Vasılın                           : Allaha Ulaşanların Zahiresi


Pişvai Ricali Erbain                    : Kırkların İleri Geleni



Bu vasıflar Şeyh Aliyyüs Semerkandi Hazretlerinin büyük vasıflarıdır. Peygamberimizin 2. Halifesi Ömerul Faruk Radiyallahu anh evladlarındandır.



Döneminde kadı ve hakimlerin en büyüğü ,ilimde en ileri derecede idi.Kırkların  ileri geleni olup kelam ilminin de en yüksek alimi ve kaynağı idi.Moğol akınlarında katledilen milyonlarca Türk-Müslüman için Zahrul Vasılın (duaları ile Allah’a ulaşanların yol azığı)idi.



Semerkant halkı hür düşünceye dayanan, aklı önde tutan Mutezile görüşüne bağlı idiler.Semerkant’ın halkının tamamı ilimde çok ileri idiler. Sokakta bile fikri tartışmalar yapılırdı.



Tüm Harezim bölgesinde kelam ilmi bilinir ve tartışılırdı. Çok nazik ve sakin konuşurlar, kaba hiçbir konuşmayı kabul etmezlerdi.



Şeyh Aliyyüs Semerkandi’nin nazik ve temiz yapısı,kelam ilminde maden olması bu yüzdendir.


Osmanlı padişahlarının tekrarlayarak verdikleri 17 fermanda Şeyh Aliyyüs Semerkandi’ nin şu özellikleri vurgulanmıştır:


Kudvetul kuzat vel hükkam    :  Kadıların Ve Hakimlerin imamıdır.Madenul Fazlı Vel Kelam         :  Faziletlerin Ve Kelamın  MadenidirKudbul Arifin                         :  Ariflerin ve alimlerin  en büyüğüdür.Pişvai Ricali Erbain                 :  Kırkların ileri gelenidirZahrul Vasılın                        :  Allah a Ulaşanların Zahiresi katığıdır.


Bunlar Osmanlı kayıtlarında kesin olarak tespit edilmiş ve ferman olarak işaret edilmiştir, Şeyh Aliyyüs Semerkandi Hazretlerinin beş büyük vasfıdır.


Dedesi 2, halife Hz. Ömer’in adalet ve hukuk vasıflarını da kendinde toplanmıştır. Peygamberimizin ashabının tüm güzel vasıflarını da kendine şiar edinmiştir.


Semerkant Moğol istilasından önce 100.000 hane idi. Moğol istilası ve katliamı ile yaklaşık 75.000 hane yok oldu. Şehrin  kadısı Cengiz Han’ ın ilmine hayran olduğu bir kimse idi. İsmi zikredilmemekle birlikte 50.000 Semerkant’ lıyı kurtarıp ,Semerkant’ ın daha az tahrif edilmesini sağladığı belirtilmektedir. Şehrin kadısı bizim kanaatimizce hakim ve kadıların imamı ,ariflerin kutbu Şeyh Aliyyüs Semerkandi ‘dir.


           


            Semerkant’ın Moğollar Tarafından İstilasını Hazırlayan Nedenler:



Harizm Şahlar Devleti’nin sultanı Tökiş bir bey kızı olan Terken Hatun ile evlendi. Tökiş 1172-1200 yılları arasında hüküm sürdü.


Terken Hatunda devlet işlerinde son derece aktif idi.


Tökiş 1200 yılında öldüğünde yerine Sultan Muhammed Harizm – Şah geçti. Terken Hatunun devlet işlerinde etkisi devam etti.


Terken Hatunun taraftarları ve Muhammed Şah’ın taraftarları arasında sürekli bir çekişme mevcut idi.


Muhammed şah’ın oğlu Cehalettin Şah ‘da devlet işlerine karışıyordu. Askeri yönden iyi eğitim almış idi. Harezm –Şahlar Devleti baştan 3’e bölünmüştü. Bazı devlet büyükleri Muhammed Şahın daha küçük yaştaki oğullarını başa geçirmek devleti kendileri yönetmek istiyorlardı.


Şehirlerin valileri kendi çıkarlarını ön planda tutuyorlardı.


Muhammed Şah ve valiler zevk ve sefa alemleri düzenliyorlardı.


Cengiz  Han 3 Harezmli tüccar ile ticaret anlaşması yaptı. Yanlarına para at ve develer ile 500 kişi katarak Harezm ülkesine gönderdi. Otrar Valisi Kadir Han kervandakileri öldürüp mallarına el koydu.


Tüm bu kıyımlar ve tüm şehirlerin Moğollar tarafından alınması Kadir Han ‘ın bu hatası sonucu gerçekleşti.


Semerkant Moğol istilaları sonucu yıkılırken 1220 tarihinde Anadolu Selçuklu Devletinin başına 1. Alaattin Keykubat geçti.


Alaattin Keykubat şehirlerin surlarını tahkim etti.orduyu güçlendirdi.Alanya şehrini kurdu. Alanya kışlık şehir idi.


Alaattin Keykubat Moğollara elçi gönderip sulh yaptığından döneminde Moğol istilası olmamıştır.


Şeyh Aliyyüs Semerkandi nin Alanya’da bulunması ve burada itibar görmesi de Alaattin Keykubatı’n ilme verdiği değerdendir.


Alaattin Keykubat 1237’de öldü. Yerine oğlu 2. Keyhusrev geçti.II. Keyhusrev tutarsız bir hükümdardı. Büyük devlet adamlarını tek tek etkisizleştirdi. Akıl ve ilim sahipleri de Alanya’yı terkettiler.


Bu arada Baba Ishak (Baba Rasul) kendini peygamber gibi tanıtarak halkı hükümdara karşı ayaklandırdı. 1240 yılında bu ayaklanma kanlı bir şekilde bastırıldı.


Şeyh Aliyyüs Semerkandi’nin Alanya ve Konya’da bulunması Alaattin Keykubat dönemindedir.  Çankırı ve Kastamonu bölgesine Moğol istilasından kaçan milyonlarca hemşehrisi olmasından dolayı geçti.


Yabancıların (Moğol istilasından kaçan Türk’lerin) bulunması nedeniyle Yaban-Abad adını alan bölgeye gelmesi de tesadüfi değildir. Mazlum Müslüman Türklerin bulunması nedeniyledir.


ll.Keyhusrev bütün bilim adamlarını ,devlet adamlarını alimleri küstürdü. Devlet adamları, alimler ve seçkin komutanlar Ankara, Kastamonu ,Çankırı,denizli,kütahya bölgelerine geçtiler. Bu yerlerde Moğol istilalarından kaçanların sayısı 3 milyonun üstünde idi.


Boyca Noyan komutasındaki Moğol ordusu Selçuklu ordusunu Kösedağ’da yok etti. ll.Keyhusrev Alanya’ya kaçtı.Erzurum Kayseri bölgesindeki halklar katledildi. Bu  nedenle de halkın büyük bir kısmı Ankara Kastamonu ,Çankırı, Denizli, Kütahya bölgesinde bulunan Türk – Müslümanların yanına sığındılar.


Şeyh Aliyyüs Semerkandi bir süre Çankırı bölgesinde bulundu ise de halk fakirlik içinde olduğundan kıt- kanaat geçiniyordu ve gelenlere yiyeceklerine ortak gibi  görerek çok sıcak bakmıyorlardı. Şeyh Aliyyüs Semerkandi burada manevi hava bulamadı.


Yabanabat’ta bulunan küçük bir köy olan Çamlıdere de aradığı manevi havayı, ilgiyi buldu. Devletlerin çekişmesi, değişik entrikalara ve kıyımlara tanık olduğu için yorulmuştu. Sadece ilimle uğraşmak ,ilmini yaymak,öğrenmek ortamını bu küçük beldede ve temiz halkında buldu.  Dünyadaki karmaşa halledilemeyecek kadar büyüktü. İnzivaya çekilir gibi bu bölgenin ilme aç insanına, ilminden vermeyi daha uygun buldu.


 

Şeyh Aliyyüs Semerkandi’nin Fırında Yakılması Olayı :



Moğol katliamı yanında Müslümanları; haçlı akınları ve Batıniler’de katlediyorlardı. Türk- Müslümanlar, bu üç tehlike içinde sürekli daha emin yerler arıyorlardı.


Batıniler haşhaş kullanarak cinayetler işliyor,önemli devlet adamlarına ve alimlere eziyet veriyorlar veya öldürüyorlardı.


Semerkant tan Anadolu’ya geçmekte iken Şeyh Aliyyüs Semerkandi Hazretlerine Batıniler tarafından eziyet edilmiş olabilir. Türlü eziyetler yaptığı bilinen bu şuursuz insanlar kendini sıcak fırına koyup bir eziyet yapmış olabilirler. Bu olayın Anadolu’da vuku bulması mümkün değildir. Heleki Çamlıdere ve çevresinde bulunan Türk asıllı Müslüman köylerden böyle bir hareket tarzı beklenemez.


Şeyh Aliyyüs Semerkandi Hazretleri Çamlıdere ve çevre köylerini saraylara,zenginlere ve vezirliklere değişmemiştir.



Kadının Hükmü Karşısında Taş Kesilmesi:



Cengiz han herkesi dize getirdi. İlmi ve sırlarından korktuğu için Şeyh Aliyyüs Semerkandi Hazretleri ne dokunmadı. Cengiz han manevi güçleri olan insanlardan çekinir idi. Şeyh Aliyyüs Semerkandi ye güçlü ilmi ve manevi güçlerinden çekinerek hayatına dokunmadı. Yanında kalıp ilmini kendisine öğretmesini istediğinde “Ben Müslümanların imamı olmayı tercih ederim, ilmimi fakir insanlara öğretirim” kadim hükmünü verdi.bu hüküm karşısında Cengiz Han kaskatı kesildi. Adeta taşa döndü.


 Hakim ve kadıların, hükmedenlerin imamı vasfını Allah ona vermişken, hükmü karşısında hükümdarların, kadıların taş kesilmesi doğaldır. Bu taş kesilme mana aleminde cereyan eder. Fiziki  olmayabilir.


Zaten Semerkant’ın alınması ve halkının katledilmesinden sonra cengiz han hep hasta yaşamıştır. Yedi yıl sonra da ölmüştür.



Şeyh Aliyyüs Semerkandi Hazretlerinin Çobanlığı:



Yüksek bir alim ve kadı nasıl ve neden çoban olabilir.?


Büyük ilim sahipleri hiçbir zaman ilimlerinden öğünmezler. Hatta gururlarına kapılmaktan çok korkarlardı. Bu nedenle çok basit görünmeye özen gösterirler.,giyim ve yemeklerinde dahi aşırıya kaçmazlardı.


Şeyh Aliyyüs Semerkandi kendini bir alim olarak tanıtmaz, sade giyinir, sorana  çoban olduğunu ifade derdi.


Anadolu’da  ne olduğunu soranlara: “garip bir çobanım ve zahrül vasılınım” derdi.


Çoban olduğunu söylediğinde muhakkak kendisine sürü verdikleri de olmuştur. Allah’ın kendisine bahşettiği ilim neticesi kuzu-koyunu emmezdi. Bu,  tüm tabiat, hayvanlar insanlar ile tam uyumunu, onlarında  kendisiyle  hemen uyum içine girdiğini ifade eder.



Semerkant’ın Coğrafi Konumu Ve Tarihi:



Semerkant’ın Türklerin anayurdunun güneyinde, Tanrı Dağları’nın güneybatısında yer alır.


Çevresinde Kaşkar ,Buhara Anau ,Taşkent ,Otrar, Uzkent, ve Cent gibi zamanın en ileri ticaret, ilim ve sanat kentleri vardır.


M.Ö. 209 yılında Mete Han Büyük Hun Devletini kurdu. Büyük Hun Devleti’nin en önemli kentlerinden birisi Semerkant’tır . Bir  çok devletin askeri ve ticari merkezi olmuştur.


Seyhun ve Ceyhun nehirleri (Sir-Derya,Amu-Derya) ile Aral Gölü arasında kalan Maveraunnehir üç tarafından doğal engellerle korunmuş oluyordu. Maveraunnehiri doğudan gelecek akınlara karşı korumak yeterli oluyordu. Bu  vasfı Semerkant’ı tarih boyunca iyi korunan bir kent yapmıştır.


Semerkant  her devirde bir ticaret merkezi idi. Kağıt madenler, ipek, gümüş ve altın işleme merkezi idi. “Yeryüzünde  bir cennet varsa oda Semerkant tır” denilmesi zenginliği ve mamurluğu nedeniyledir.


Semerkant M.S. l.ve ll. Yüzyılda  Kuşhanların egemenliğine girdi.  Kuşhanlar Moğollar ile karışmış bir Türk kavmidir.


Sırasıyla Akhunlar ve Göktürklerin hakimiyeti yaşanmıştır. 745 yılında Göktürkler devletinin  Uygurlar tarafından yıkılması sonucu bölge Uygur hakimiyetine girdi.


İlk Müslüman Türk devleti olan Gazneliler  döneminde bölge Müslümanlığı kabul etmiştir. Karahanlılar da ilk Müslüman Türk devletlerindendir.


Karahanlılar 840-1212 yılları arasında hüküm sürerken, Gazneliler 963-1187 yılları arasında hüküm sürdüler.


1040-1157 yılları arasında Büyük Selçuklu Devleti’nin egemenliği altında kalmıştır.


Cengiz Han (81167-1227) Moğol  İmparatorluğu’nu kurdu. Harzemşahlar, Selçuklular, ve Mısır-Türk Memlukluları’nı yıkacak milyonlarca insanı katletmiştir.Türk-Müslüman halk Orta Asya ‘dan Anadolu’ya göç etmiştir.


Semerkant 1220 yılında Harzemşahlar hakimiyetinde iken yüz binlerce halkı katledilerek Moğol hakimiyetine geçmiştir.



Dört halife döneminde Semerkant İslamiyeti kabul etmiştir. Dönemin en önemli ilim  merkezi idi. Abbasi Halifeliği döneminde yüz yıllık büyük bir ilim atağı yaşanmıştır. Abbasi halifeliğinin 750 1258  yılları arasında hüküm sürdüğü düşünülürse yaklaşık 500 yıllık bir ilim dönemi yaşanmıştır. Avrupa 1000 yıl sonra bu ilim sürecini yaşadı. Moğollar Semerkant ve diğer ilim merkezlerinde bulunan milyonlarca kitabıda yaktılar. Moğol akınları insanları zenginlikleri, kültürleri, en ileri ilimleri, kitapları ve insanların kurduğu medeniyeti katletmiştir.


Müslüman Türklerin kurduğu şehirler ilim ve zenginlik yok edilmiştir. Dünya bilimi 500 yıl duraklamıştır.


Cengiz han askeri başarılarına ilim ve yönetim başarılarını da eklemek, tüm dünyayı hakimiyeti altına almak ,hakimiyeti altındaki bölgeleri iyi yönetmek, yönetiminde de tam hakim olmak istiyordu.


Aldığı bölgelerde direnen halkı ailesi ve çocukları ile kılıçtan geçiriyor, şehirler kemik yığınları ile  doluyordu. Çin ve Harzemşahlar’ın hakim olduğu bölgelerde en büyük katliamları yaptı.orduları yenmekle bırakmıyor masum ve savunmasız halkı katlediyor, katlettiği insanların kemik yığınlarını teşhir ediyordu. Mezarlara kadar her şeyi yağmalatıyordu. Genç kız ve savunmasız çocuklara her tür kötülük yapılıyordu.


Zanaatkarları ve ilim adamlarını yanına alıyor, onların ilim ve sanatından istifade ediyordu.


Bir çok Çinli zanaatkar ve alimi yanında bulunduruyordu.


Alimlere, zanaatkarlara direnmeyen basit halka ve çobanlara dokunmuyordu. Kendiside at çobanı olduğu için çoban ve basit insanların hayatını bağışlıyordu.



Şeyh Aliyyüs Semerkandi’nin İlmi Vasıfları:


Şeyh Aliyyüs Semerkandi , Semerkant fakihi (hakimi) ve imamı idi.


Döneminde tüm İslami ilimler, matematik, astronomi, tıp ve hukukta en ileri alimdi. Kelam ilminin kaynağı idi. Manevi yönden kırkların ileri geleni olarak tanınmış idi. Yaşadığı dönemde tüm dünya onun ilmini biliyordu.


Müslümanlar kadar Hıristiyanlar, Budistler, dinsizler, şamanlar herkes ilmine kesin saygı gösteriyordu.


Cengiz Han Semerkant’ı aldığı zaman ilk olarak  Şeyh Aliyyüs Semerkandi’yi  çağırttı. Hayatına kesinlikle dokunulmamasını emretti.


Şeyh Aliyyüs Semerkandi’den kendisinden ilim öğretmesini ve yanında kalmasını istedi. Şeyh Aliyyüs Semerkandi 50,000 kişinin fidyesini kendisine takdim etti, onların hayatına dokunulmayacağı konusunda kesin söz aldıktan sonra “ben fakirlerin imamı olmayı tercih ederim,hiçbir Semerkant’lının da senin yanında kalacağını sanmam” dedi.


Tek Şeyh Aliyyüs Semerkandi bu zalim hükümdara zalimliğini hatırlatabilirdi.


Hükümdara ilmi nedeniyle üstün gelmişti . hükmedenlerinde piri olduğunu ispat etti. Yüz binlerce soydaşının ,yakınlarının arkadaşlarının katledildiği anı gözleriyle gördü. Onların gözleride imamları olan Şeyh Aliyyüs Semerkandi’de idi. Kıyım  Semerkant’ın içinde tek bir hareketle yapılmış idi. Şahadete  ulaşanları duaları ile katık olmaya çalıştı. Yüreği kor oldu. Dünya hayatından uzaklaştı. “onlar ulaştı biz kaldık, onlar şahadete erdi, biz kaldık, ancak onlara zahrul vasılın oluruz” diyerek talan edilen evinden tüten ocağın sembolü saç ayağını, asasını alarak çoban kılığında Semerkant tan gözyaşları içinde ayrıldı.


Çamlıdere’de Şeyh Aliyyüs Semerkandi yi 12 hane tam bağlılık ile  kabul ettiler. Cemaati ve talebesi oldular. Derin ilmini tüm ayrıntısı ile öğrendiler.


Yetiştirdiği talebeleri yüzyıllarca tüm Anadolu’ya onun ilmini taşıdılar, öğrettiler. Şeyh Aliyyüs Semerkandi’nin tüm eserleri semerkantta kalmış, Moğollar tarafından kitapları yakılmıştır. Çamlıdere de medrese ve kütüphanenin yanması sonucu da  ilminin yazıldığı eser ve kitaplar günümüze gelmemiştir. Talebeleri kanalıyla yüzyıllarca korunmuş, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Çamlıdere ilmin merkezi olmuştur. Osmanlı padişahları 17 ferman ile Şeyh Aliyyüs Semerkandi’yi anlatmışlar, yetiştirdiği talebelerini ve ilmini tam himayelerine almışlardır. İlminin ve yetiştirdiği talebelerinin hiçbir devlet görevlisince rahatsız edilmemesini, bu serbestname ile askerlik ve her tür vergiden uzak tutulmalarını, seçilen alimler tarafından  bölgenin yönetilmesini sağlamışlardır.


Hazineden tahsisat ayrılmış, Polatlı Salmanlı Çiftliği ve bazı pirinç tarlaları halkın ilimle meşgul olabilmesi için vakfedilmiştir.


Çamlıdere halkı sıra ile ilmi yaymak üzere yabana gider, ve tüm Anadolu’yu gezerler, ilmi telkinlerde bulunurlardı. İlmi ve dini telkinlerini yüzyıllarca sürdürmüşlerdir. Gittikleri yerde kendilerine emanet edilen,bağış ve zekatlarıda getirip fakir halka dağıtmışlardır.

           


Fatihalarımızı Semerkant şehitlerine, Şeyh Aliyyüs Semerkandi’ye, tüm talebelerine ikram ederek bizde dedemiz gibi zahrul vasılın olmaya çalışmalıyız.


ALİ DOĞAN ARKADAŞIMIZ GÖNDERMİŞTİR.

 

Yazanlar:


Ali Kemal Kocakuşak                                                                Hüseyin Kocakuşak
Kardiyoloji  Uzmanı                                                   Emekli Nüfus Müdürü  
                                                                                                       Osmanlıca Uzmanı



Haber okunma sayısı: 812

htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


YAZARLAR

ANKARA - HAVA DURUMU

ANKARA

ÇOK OKUNANLAR


  • Haber bulunamadı

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ

Ziyaretçi Sayacı

Bugün:
5 hit, 4 ziyaretçi, 4 ziyaret
Bu hafta:
665 hit, 147 ziyaretçi, 185 ziyaret
Bu ay:
1411 hit, 361 ziyaretçi, 454 ziyaret
Toplam:
66533 hit, 9479 ziyaretçi, 16661 ziyaret